Röportaj

Yemen’deki kriz gördüğümüzden çok daha büyük

AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu insani yardım çalışmaları kapsamında gittiği Yemen’deki durumu anlattı. “Yemen bugün insanlığın utanması gereken bir noktada. 85 bin çocuk açlıktan öldü! Ama bu insanları görmediğimiz için, seyrettiğimiz dizinin arasında gördüğümüz haberlerde gelip geçen bir bilgiye dönüşüyor. Sosyal medyadaki bir kedi videosu gerçek hayattan daha fazla ilgi çekebiliyor. Bizim insanların dikkatini gerçek hayatlara çekmemiz gerekiyor” diyen Güllüoğlu, Yemen’de gördüğümüzden çok daha büyük bir kriz yaşandığını ifade ediyor.

Yemen’de her geçen gün zayıf bir çocuk bedeni daha, yüzündeki kırgın ifadeyle kayıp gidiyor annesinin ellerinin arasından, kuru bir yaprak gibi toprağa düşüveriyor. Son dört yılda 85 bin çocuk yavaş yavaş verdi son nefesini. Şu an dünyanın en büyük krizi Yemen’de diyor AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu. “Açlıktan Ölüm” kelimelerinin telaffuzu kolay, anlaması zor diye de ekliyor. Dünyanın dikkatini Yemen’e çekmeye çalışırken yardım kampanyalarının devam ettiğinin altını çizen Güllüoğlu halkımızı, İslam ülkelerini yardıma davet ediyor. Güllüoğlu ile Yemen’i ve AFAD’ı konuştuk.

Yemen’de her geçen gün zayıf bir çocuk bedeni daha, yüzündeki kırgın ifadeyle kayıp gidiyor annesinin ellerinin arasından, kuru bir yaprak gibi toprağa düşüveriyor. Son dört yılda 85 bin çocuk yavaş yavaş verdi son nefesini. Şu an dünyanın en büyük krizi Yemen’de diyor AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu. “Açlıktan Ölüm” kelimelerinin telaffuzu kolay, anlaması zor diye de ekliyor. Dünyanın dikkatini Yemen’e çekmeye çalışırken yardım kampanyalarının devam ettiğinin altını çizen Güllüoğlu halkımızı, İslam ülkelerini yardıma davet ediyor. Güllüoğlu ile Yemen’i ve AFAD’ı konuştuk.

Afad’ın insani yardım çalışmaları kapsamında Yemen’e gittiniz. Yemen’deki durum nasıl şu anda?

2011’deki Arap Baharı ile Yemen’de bir süreç başladı. 2011- 2014 arasında daha az çatışmalı bir süreç vardı. 2014’ten bu yana artık Husi ve Yemen kuvvetleri arasındaki iç savaş binlerce insanın öldüğü, Yemen halkının yüzde 80’inin etkilendiği bir drama dönüştü. BM raporlarında geçen yıl 22 milyon Yemenli bu sene ise 24 milyon Yemenli ihtiyaç sahibi olarak belirlenmiş durumda. Toplam nüfus 29 milyon olduğunu düşünürsek ülkenin çok büyük bir kısmı ihtiyaç sahibi.

SAVAŞ YANGININ ÜZERİNE BENZİN DÖKTÜ

Temel sebep iç savaş mı?

Yemen savaştan önce de ekonomik olarak zayıf bir ülkeydi. Üstüne yaşanan bu savaş nedeniyle çok zor günler başladı Yemen için. Unicef’in raporuna göre son 4 yılda 85 binden fazla çocuğun açlıktan öldüğü tahmin ediliyor. 2500 kişi koleradan öldü, bir milyondan fazla insan ise kolera şüphelisi olarak hayatını devam ettiriyor. Sağlık ve hayatı devam ettirmek için gereken alt yapı hizmetleri çöktüğü için düzenli gıda ve temiz suya erişim mümkün olmuyor. Sağlık sistemi etkilendiğinde ise durum kartopu gibi büyüyor. Gıda fiyatları yükseliyor, insanların gelirleri ya aynı kalıyor ya da düşüyor. Bu da hane sayısının aynı kaldığı bir ortamda bir ailenin, bir topluluğun, adım adım aldığı gıdanın azaldığı, daha az beslenebildikleri bir ortama dönüşüyor. Yemen’de hem çatışma hem ekonomik durumun gitgide kötüleşmesi yangının üzerine benzin dökmek gibi oldu.

ÜLKENİN BATISINA ULAŞILAMIYOR

 AFAD ne kadar süredir Yemen’e yardım ediyor?

Yaklaşık 3 yıldır gerek BM eliyle gerekse Kızılay’la işbirliği içinde yardımlarda bulunuyoruz. Son bir kaç aydır artan çatışmalar dolayısıyla yeni bir kampanya başlattık. Hem Yemen’e tekrar dikkat çekmek hem de sadece kamu bütçesiyle değil vatandaşlarımızdan gelen katkılarla da -başta gıda ve sağlık olmak üzere- alt yapıyı destekleyelim diye başladık. 2 hafta önce de Dışişleri Bakan Yardımcımızla beraber gittik. Orada Yemen Başbakanı, İçişleri Bakanı, Yemen yerel yönetimler ve insani yardımdan sorumlu bakanla görüştük. Erişiminde sıkıntı yaşanan bölgeler var. Nüfusun çoğunluğu ülkenin batısında. Buradaki bir çok şehir de Husilerin elinde. Belki bu kadar çok insanın ihtiyaç sahibi olması ve yardımların ulaşmasındaki en büyük zorluk bu bölünmüşlük. Yemen coğrafyasında bazı bölgeler dağlık, bazı bölgeler çöl. Savaş, coğrafya ve yoksulluk birbirini büyüten bir krize dönüşüyor.

Çatışma bölgelerinde dağıtım yapılabiliyor mu?

Yerel ortaklarla, Yemenli kuruluşlarla bunu yapıyoruz. Bu tür ortamlarda başka alternatifimiz yok. Çatışma alanlarında çalışmayı kolaylaştıran yerel ortaklarınız oluyor. Yemen’de STK’lar bu anlamda ciddi bir gelişme gösterdi. Türkiye’den Diyanet Vakfı, Kızılay ve STK’lar da alanda çalışıyor. Ama her yere erişim mümkün değil ne yazık ki!

DÜNYANIN EN BÜYÜK KRİZİ YAŞANIYOR

Ne kadar bir ihtiyaçtan var?

2019 için yakında ilan edilecek BM raporuna göre 4 milyar dolar. Belki de dünyanın en büyük yardım talebi paylaşılacak. Geçen sene 3 milyar dolar talep edilmişti. Bunun ancak 2,2 milyar doları devletler eliyle karşılanabildi. Bu sene bu miktar 4 milyar dolara çıktı. 24 milyon ihtiyaç sahibi nüfustan bahsediyoruz. Günlük bir dolar ihtiyaç olsa günlük 24 milyon dolar gerekiyor. Sadece gıda değil, sağlıkta, eğitimde, altyapıda, bir çok alanda, geniş bir ihtiyaç listesi var. Ne yazık ki son 10 yıldır krizlerden kriz beğeniyoruz. Bizim için yakın coğrafyamız olduğu için Suriye krizi daha ön plandayken bugün Yemen dünyanın en büyük insani krizi. Hem etkilenen insan sayısı, hem de insanların açlıktan ölmesi, hem bazı temel sağlık ihtiyaçlarının giderilememesi sebebiyle.

Yardım kampanyasına halkın ilgisi nasıl?

Biz başta kamu kaynakları sonrasında milletimizden aldığımız bağışlarla yardım faaliyetlerini sürdürüyoruz. Topladığımız yardımların yanı sıra Kızılay’ın, Diyanet Vakfının, diğer STK’ların da birbirini besleyerek bu yardım kampanyasının büyümesini bekliyoruz. Ne kadar çok bağış toplarsak o kadar çok ihtiyacı giderebileceğiz. Kampanyamız da halihazırda devam ediyor. Bağış var ama ihtiyaç çok daha fazla.

AÇLIKTAN ÖLÜMLERDEN UTANMALIYIZ

Daha önce Filistin, Mısır, Ürdün, Lübnan, Suriye, Katar, Kenya ve Somali’de gibi kriz yaşanan ülkelerde bulunmuştunuz. Yemen’deki durumla diğerlerini mukayese ederseniz nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?

Her krizin kendi parametreleri var. Filistin’de bir tarafta insanlar ihtiyaç sahibi ama bir taraftan da inanılmaz bir şekilde izzetli onurlu bir mücadeleyi sürdürüyorlar. Bangladeş’te hakikaten Myanmar ordusu tarafından evinden sürülen insanların garibanlığını görüyorsunuz. “Açlıktan ölüm” kolay söyleniyor ama çok zor bir şey. Daha önce Somali’den Kenya’ya göç eden yüzbinlerce insanın kaldığı kamplarda açlıktan ölüme şahit olmuştum. Açlıktan ölen bir çocuğu annesinin mezarına koyması gözümün önünden gitmiyor. Açlıktan ölüm hakikaten utanılması gereken bir şey. Yemen’de şu an bu yaşanıyor; Yemen’in köylerinde, dağ bölgesinde, abluka altındaki bölgelerde. Yemenlilerin özellikle Osmanlı’dan gelen tarihi bağlarımız ve Türkiye’nin mazlumlara elini uzatıyor olması nedeniyle bizden ayrıca bir beklentileri var.

En çok çocuklar etkileniyor değil mi?
Çocuklar, kadınlar, yaşlılar… Tam gelişme çağında, büyümesi, beslenmesi gereken bir çağda düzenli ve yeterli besine ulaşamıyor çocuklar. Temiz suya ulaşamıyor. Kirli suyu içmeye devam ediyor. Böylece hastalık kendini yeniliyor. Düzgün bir tedavi alamazsanız düzgün beslenemezseniz ölümle neticeleniyor. Yemen bugün insanlığın utanması gereken bir noktada. 85 bin çocuk! 85 bin kişilik şehirler var. 85 bin kişi açlıktan öldü. Ama bu insanları görmediğimiz için, bir arada görmediğimiz için, seyrettiğimiz dizinin arasında gördüğümüz haberlerde gelip geçen bir bilgiye dönüşüyor. Sosyal medyadaki bir kedi videosu gerçek hayattan daha fazla ilgi çekebiliyor. Bizim insanların dikkatini gerçek hayatlara çekmemiz gerekiyor. Cumhurbaşkanımız ara ara ifade ediyor. “Biz dünyanın en zengin ülkesi değiliz ama dünyayı harekete geçirmek için ve imkanlarımızın elverdiği ölçüde elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz” diye. Biz de AFAD olarak kendi halkımızı, İslam ülkelerini ve dünyayı harekete geçirmeye çalışıyoruz. Yemen’de görünmeyen kriz görünenden çok daha büyük. İnternette, televizyonda gördüğümüzden çok daha büyük bir kriz yaşanıyor.

TEDBİR KÜLTÜRÜNÜ YAYMAK İSTİYORUZ

Afetten sonra insanların toplanabilecekleri toplanma alanları afet sürecinin küçük bir parçası. Ama toplanma alanlarının e-devlet’ten ilan edilmesi ile bile ülkemizin bir afet ülkesi olduğunu, bir deprem ülkesi olduğunu sadece toplanma alanının hazır olmasının yetmeyeceğini, oturdukları binaların güvenli olması gerektiğini, abinanızın zorunlu deprem sigortasının yaptırılması gerektiğini, burada vatandaşa düşen vazifeleri de hatırlatmaya çalışıyoruz. İstediğimiz emniyet kemeri takmaktan, binanın sağlam olmasına kadar tedbir kültürünü yaymak. Hepimizin birbirimizi desteklememiz ve sorumluluklarımızı hatırlamamız gerek. Kamunun hazır olması yetmiyor. Şmdiye kadar 3 milyon kişi toplanma alanlarını sorguladı. Toplanma alanlarını hem sosyal medyadan, hem de bulduğumuz her fırsatta anlattık. Milyonlarca insan kendilerine en yakın toplanma alanı neresi olduğu bilgisine ulaştı insanlar. O nedenle her bir faaliyetin toplumda karşılık bulacağına inanıyorum. Afet gibi gerçek konuları toplumun unutmamasını sağlamalıyız.

HER GÜN SAHADAYIZ

AFAD kısa zamanda halk tarafından kabul gördü. Kızılay gibi kadim bir kurumun yanı başına yerleşti. AFAD bunu nasıl başardı?
AFAD kurulduğu günden itibaren ülkemizdeki ve dünyadaki insani yardım ihtiyacı ile ilgili çalışmalarını sürdürüyor. Afetler de kendini hatırlatıyor. AFAD 6 bin çalışanıyla Türkiye’nin her yerinde bazen küçük bir afete, bazen bir trafik kazasına, bazen kaybolan bir çocuğa, bazen bir yere sıkışmış olan bir kediye, itfaiye, 112 ve diğer kurumlarla beraber müdahale ediyor. Her gün sahadayız. O yüzden sadece medya eliyle değil bizzat sahada çalışan arkadaşlarımız eliyle afetlerle ilgili çalışıyoruz. 786 bin kilometrekarelik ülkemizin her yerinde vazifemizi en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz.

Yerin altını artık daha iyi tanıyoruz

Yeni bir deprem haritası yapıldı. Ne değişti?

Türkiye dünyanın en büyük fay hatlarından olan Kuzey Anadolu fay hattı, yüzlerce yıldır tekrarlayan şekilde deprem üreten Doğu Anadolu fay hattı ve çok sık deprem üretme potansiyeline sahip Ege Bölgesindeki fay hatları üzerinde. Türkiye gerek bilimsel çalışmalar gerekse Maden Tetkik Enstitüsü’nün çalışmalarıyla depremi yakından izliyor. Bizim yeni haritamız Türkiye’nin altıncı deprem haritası. En sonuncusu 96 yılında yapılmıştı. O zamanın bilimsel imkanlarıyla bir bölge derecelendirmesi kullanılıyordu. Yeni haritada ise adres bazlı, koordinat bazlı olarak deprem tehlikesini görebiliyoruz. Bu 3 yıl boyunca, 20 akademisyenin, 7 üniversitenin, MTA’nın ve AFAD’ın ortak çalışması. Yerin altı değişmedi ama biz yerin altını daha iyi anlamaya başladık. Bir önceki haritada neredeyse tüm Ege 1. derecede deprem bölgesiyken artık bir ilçeyle başka bir ilçenin aynı olmadığını, orada yapılacak inşaatlarda hangi teknik parametlerin kullanılması gerektiğine dair daha detaylı bir bilgiye sahip olduk. Belediyelerin yaptığı denetimlerde bu haritadaki bilgiler esas alınıyor. Betonun kalitesinden, demirin özelliklerine kadar binanın hangi kuvvette yapılması gerektiğine dair temel veri bu harita.

AMACIMIZ AFET ÜLKESİ BİLİNCİNİ YERLEŞTİRMEK

Daha önce afet deyince aklımıza Kızılay gelirdi. Şimdi AFAD da hatırlanıyor. Bu iki kurum arasında nasıl bir işbirliği var?

1868’de kurulan Kızılay’ın kadim bir hatırası var. Ancak 1939 depremi, 50 ve 60’larda yaşanan afetler Türkiye devletini afetle ilgili bir çok devlet kurumu kurmaya yöneltmiş. Eski Bayındırlık ve İskan Bakanlığı içinde kurulan Afet İşleri Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı’na bağlı Sivil Savunma Genel Müdürlüğü gibi. 2009’da alınan bir kararla daha önce görev yapan 3 genel müdürlük, Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Sivil Savunma Genel Müdürlüğü ve Türkiye Acil Durum Genel Müdürlüğü birleştirilip afetlerin her fazıyla ilgilenmek üzere AFAD bir başkanlık olarak kuruluyor. Kızılay’a da afedzedelerin beslenmesi rolü veriliyor. Bizim açımızdan afet büyük bir süreç. Afete müdahaelenin içinde 28 tane ayrı hizmet vazifesi var. Bunlar, kamu kuruluşları, belediyeler, destek kuruluşları arasında paylaşılmış durumda. Afet sonrasında hayatın normalleştirilmesi ile ilgili de bir çok vazife var. Ancak AFAD ile asıl yerleştirilmeye çalışılan afet öncesi yapılması gerekenlerin hayata geçirilmesi. AFAD hem kendisi, hem ilgili bütün kamu kuruluşlarını hatta STK’ları da harekete geçirerek afet kültürününün oluşturulması ve arttırılması, mevzuatlarla yeniden ilgilenilmesi, Türkiye’nin bir afet ülkesi olduğu bilincinin yerleştirilmesi gibi görevler üzerine çalışıyor. Yeni bir afet haritası, deprem tehlike haritasının yapılması ve bunun ilan edilmesinden tutun da okullarda afet konusunun müfredatta daha etkin bir şekilde işlenmesine kadar.

TOPLU BİR YAŞAM GÜVENLİĞİ GEREKLİ

Ne gibi çalışmalar var bunun için?

Okullara AFAD elemenları gidip eğitim veriyor. Simülasyon merkezlerindeki çalışmalarımızla, medyanın, sosyal medyanın daha fazla kullanılması, çizgi filmlerle, gezici tırlarımızla farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. Sağlık konusu, afet konusu, eğitim konusu tek bir kurumun altından kalkabileceği şeyler değil. Toplumda genel bir nevi seferberliğe ihtiyaç var. MEB’ten, Sağlık Bakanlığına, belediyelerden bireye kadar toplu bir yaşam güvenliğine ihtiyacımız var. Vatandaşın oturduğu evin güvenliği ile, kamu kuruluşlarının okulların, hastanelerin, yolların, köprülerin güvenliği ile ilgili çalışma yapması gerekiyor. Herkese düşen işler var. Biz bunu harekete geçirmeye çalışıyoruz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu